Eğitim Takvimi

 Kuantum Düşünce Kurantum Yorum

"KUANTUM DÜŞÜNCE KUR’AN-TUM YORUM”

Newton ile temelleri atılan mekanik fizik kuramı, evreni mekanik ve kütlesel bir sistem olarak algılama esası üzerine dayanıyordu. Ağırlık, kütle, yerçekimi ve optik yasaları keşfeden Newton’un mekanik fizik anlayışı daha sonra hem felsefi olarak yaşamsal bir karşılık hem de teknolojik olarak endüstri devriminin oluşmasıyla karşılık bulmuştur.

20.yüzyılın başlarında teknolojik olarak da gözlem yapabilme gücü artan insan, maddenin içine ve hatta en küçük parça olarak bildiğimiz atomun alt parçacıklarına göz atabilmeyi başarmıştır. Atom altı dünyada olup bitenleri izleme ile başlayan bu sürece "Parçacık Fiziği” ya da en bilindik adıyla "Kuantum Fiziği” denmiştir.

Atom altı dünyadaki parçacıkların hareketleri başlangıçta her ne kadar nesnel bir şekilde izlense de, orada atomun da içinde olup bitenlerin çok ilginç ve sübjektif tepkiler vermesi, atom altı dünyaya daha büyük gözlerle bakma ihtiyacı doğurdu. Çünkü atom altı dünya gözlenmeye başlandığında oradaki trafik, çok tuhaf bir şekilde bu gözlenme olayından etkileniyor ve parçacıkların hareketleri çok daha farklı yollar izliyor, parçacıklar kuantum sıçrama denen yörünge değişikliklerine gidiyordu.

Tüm bu olup bitenlerin elbette bir anlamı vardı ama başta Max Planck olmak üzere, Einstein, Bohr, Eisenhower gibi fizikçiler olup bitenlerle ilgili aynı yorumları yapmıyor yapamıyorlardı. Bu farklılık bilim çevrelerinde bu üstün zeka sahiplerinin dokunulmazlıkları da hesaba katıldığında çok fazla itiraz görmüyor sonuçta bir kafa karışıklığı kaçınılmaz oluyordu.

Belki de hesaba katamadıkları şey, gözlem yapan kişinin niyet ve bakış açısının gördüklerini tamamen etkilemesi, her gözlem yapan kişinin görmek istediği şeye ilişkin bir düzenlenmenin atom altı dünyada her seferinde yapılıyor olmasıydı.

Evet atom altı dünya da tıpkı evrenin her bir köşesi ve zerresi gibi İlâhî yasalara tâbi idi. Yaratan gücün muradı anlaşılmadan, maddeyi ve o maddenin tâbi olduğu yasaları anlamak mümkün değildir. Zaten Einstein bu açıyı kısmen de olsa yakalamış "merak ettiğim tek şey var, o da Tanrı’nın tüm bunları neden yaptığı” demiştir. Yine Einstein’ın "Tanrı zar atmaz” sözünden hareketle, evrende zerrece tesadüfün olamayacağı gerçeği, bizleri evreni ve maddeyi daha doğru anlama çabasına sokmuştur.

Bu bilim insanları, trafik işareti hükmünde olan maddenin gösterdiği yöne gitmek yerine o trafik işaretini mikroskobun altına yatırmayı ve incelemeyi tercih etmişlerdir.

Kuantum Düşünce, kuantum fiziğine dayandırılan felsefî bir okuma biçimidir. Yani kuantum fiziği ile maddenin en derininde olanların, insanın duygu ve düşünceleri ile etkileşimde olduğu gerçeğini baz alan bir takım bilim insanları, insanın gelişim ve farkındalık süreçlerini bu gerçeklerle ya da bu keşif veya yaklaşımlarla belli prensiplere oturtmaya çalışmışlardır.

Ne yazık ki bu çalışmalar Rönesans ve reform çalışmaları yüzünden din ile arasına büyük bir mesafe koyan batı dünyasında yapıldığı için gerek kuantum fiziği gerekse kuantum düşünce yaklaşımları, dinden ve yaratıcıdan soyutlanarak oluşturulmuş tabiri caizse insan ile evreni baş başa bırakmışlardır.

Ontolojik (varlık bilimi) gerçekler göz ardı edilmiş, insan evrendeki atomlarla elementlerle ve enerjilerle amacına ulaşabileceği söylenen bir kaos ile karşı karşıya bırakılmıştır.

Bizim kültürümüz, bizim inancımız ve değerlerimiz ise batıdan kopyalanarak bizim toplumumuza yapıştırılmaya çalışılan bu yaklaşımlardan dolayı zarar görmüş, insanımız, Allah yerine evren ile muhatap kılınmış, dua etmek yerine olumlama yapmaya terk edilmiş, ibadet yerine ise meditasyon ve yoga gibi bir takım ritüellere yönlendirilmiştir. Bu ise toplumumuzda bir ayrışmaya neden olmuştur. Bu ayrışmadan dolayı, insanın bu alemdeki varlığının en hikmetli gerekçe ve sebeplerini önemseyen insanlarla, konuyu sadece evrenle ve evrensel yasalarla halledebileceğine inanan insanlar arasında derin bir uçurum oluşmuştur.

Kuantum fiziği bir gerçekliktir ama kuantum düşünce denilen felsefî yaklaşımlar tamamen görece yorum ve yaklaşımlardan ibarettir. Bu ayırtı yapamayan insanlar farkında olmadan dinî inançlarından ve yaratıcı ile aralarında kurulması gereken ilişkiden mahrum bırakılmışlardır.

Kuantum Düşünce ve Kur’an-tum Yorumlama

Kuantum Düşünce ve Kur’an-tum Yorumlama programı, kuantum fiziğinin gerçekleri ile kutsal kitabımız olan Kur’an’daki gerçeklerin barışık bir izahını içermektedir. Bu bağlamda hem kuantum fiziğinin gerçeklerine hem de Kur’an’daki esaslara uygun bir gelişim programı oluşturulmuştur. Mesela, Tekvir suresi 29. Ayette Yaratıcı "..Allah istemedikçe sizler isteyemezsiniz..” buyurmaktadır. Kuantum düşünceye göre canınız ne isterse isteyebilirsiniz ve evren mutlaka isteklerinize cevap verir. Oysa Allah, isteme eylemine bir genişlik ve zenginlik ve en önemlisi ince bir ayar kazandırmıştır. Biz bir şeyler isteyebiliriz ama eğer Allah o isteğin bir karşılığını yaratırsa ancak o zaman isteğimiz değerlenmiş diğer bir ifade ile gerçekleşmiş olur. Bir diğer örnek, kuantum düşünce, düşündüğümüz her şeyin belli proseslerle gerçekleşme potansiyeline sahip olduğunu ifade eder, oysa Kur’an, eylemin ve çabanın önemine dikkat çekmek için Necm suresi 39. Ayette "insan için sadece çalıştığı vardır” buyurmaktadır. Düşünce elbette önemlidir ama yeterli değildir zira Yaratıcı, "sözlerimize kulak verir, duygularımıza önem verir, eylemlerimize cevap verir” .

Bu program 10 ders saatinde bizlere hem kuantum dünyasının prensiplerini hem de Kur’an’ın sırlarını aynı potada sunmayı hedeflemektedir.


Program içeriği;

Kuantum Alan

Düşünce

Düşünce Madde İlişkisi

Düşünce-Duygu-Davranış Üçgeni

Madde ne kadar maddîdir

Var oluş Durumlarımız

Olumlama - Dua

Biz isteriz ama sadece Allah yaratır

Yaratım süreci nasıl işler

Bütünlükteki Sır











Gelişim ve değişim içeriden başlayan bir süreçtir.
Enver NUGAY