Kendi gerçeğini fark edebilmek için, kendin zannettiğin kişiyi terk etmelisin
Enver NUGAY

Makaleler - Enver NUGAY

Gerçek sızı yaşamın hızı  (12.07.2011)

İskenderiye kütüphanesindeki büyük yangından sadece bir tek kitap kurtulmuş. Yanmaktan kurtulan bu kitap içerik açısından pek de mühim bir kitap değilmiş. Bir zaman sonra bu kitabı bir adam bir şekilde satın almış. Kitap içerik açısından önemli bir kitap değilmiş ama kitabın sayfaları arasında bulunan küçük bir kağıt parçasında ilginç şeyler yazılıymış. Adam bu yazıyı okuduğunda Nil nehrinin kıyısındaki taşların arasında büyülü bir taşın olduğunu öğrenmiş. Taşın özelliği ise dokunduğu her şeyi altına çevirmesiymiş. Milyonlarca taşın içinde o taşı bulmak hayaline kapılan adam için en önemli bilgi ise yazının son satırlarında gizliymiş. Bu taşı diğer taşlardan ayıran en büyük özellik ise bu taşın diğer taşlara göre sımsıcak olmasıymış. Adam büyük bir heyecanla bu işe koyulmak amacıyla varını yoğunu satmış ve Nil nehrinin kenarında kendine bir yer yapmış ve başlamış büyülü taşı aramaya. Kolay değil tabi milyonlarca taş. Onları tek tek ayıklayacaksın ve büyülü taşı bulacaksın. Adam başlamış kıyıdaki taşları tek tek kontrol etmeye. Amacı büyülü taşı diğer bir deyişle en sıcak taşı bulmakmış. Eline aldığı taş sıcak değilse Nil nehrine atıyormuş adam. Tabi günlerce binlerce taşı bu şekilde nehre atınca adam o kadar hızlı hale gelmiş ki taşı eline alması ve sıcak mı soğuk mu olduğunu anlaması ve nehre atması bir oluyormuş.

Neyse günlerden bir gün adam yine taşları çok süratli bir şekilde eline alıp nehre atarken nice zamandır aradığı sıcak büyülü taş birden eline geçmiş fakat adam o kadar hızlı davranıyormuş ki o sıcak taşı da bir refleks olarak Nil nehrinin derin sularına atmış bulunmuş.
Biçare adam Nil nehrinin derin sularına attığı bu taşı öykü bu ya asla bulamamış.

Kıssadan hisse çıkarmaya çok meraklı biri değilim. Çünkü ben kıssanın kendisinin bir hisse olduğunu düşünüyorum. Eğer yaşam bizi bir öykü ile karşılaştırmışsa bundan bile alınacak dersler vardır. Hayatımızı belli amaçlar için o kadar hızlı bir şekilde yaşıyoruz ki bu hız çoğu zaman bizi amacımızdan ediyor. Diğer bir deyişle hedefler ulaşmak için kazandığımız hız tıpkı öyküdeki gibi hissetmemizi engelliyor. Hissetmeden yaşamaya başlıyoruz. Üstelik amaç olarak edindiğimiz şeyler de aslında hayatın kendisinden daha değerli şeyler değilmiş, bunu bile nice zaman sonra anlayabiliyoruz.

Mesela annenizle gerçekten sizi ve onu mutlu eden dakikalar geçiriyor musunuz? Çocuğunuz için çok önemli olan bir işi onu mutlu etmek dolayısıyla kendinizi mutlu etmek amacıyla yerine getiriyor musunuz? Ya da yeşillik bir alanda masmavi gökyüzüne susamış birinin kana kana su içmesi gibi bakabiliyor musunuz? Ya da bir kelebeğin çiçekler arasında keyifli bir şekilde uçarken aslında bir şarkı söyleyerek gezdiğini fark edebiliyor musunuz? Toprağın, samimiyete çok benzeyen kokusunu ciğerlerinize doldurabiliyor musunuz? İki kişinin kolları arasında ya da birinin sırtında gitmek zorunda olmadığınızı bu işi kendi kendinize yapabildiğinizi hiç düşündünüz mü?

Evet hayatta çok anlamlı ve değerli şeyler var gelin görün ki hayatın hızı bunları görmememize ve hissetmememize neden oluyor. Bunun için ben derim ki; lütfen biraz yavaşlayın ve hissedin. Hızın bizden aldığı şeyleri yavaşlayarak ondan geri alalım. Hissedelim. Görelim. Fark edelim. 
Günün birinde sizden bu fonksiyonlarınız alındığında anlattıklarımı anlamak zorunda kalmayın. Bugün anlayın. Bugün yapın.



Enver Nugay

Etkinlik ve Eğitim Takvimi

Değişimin Nurlu Anahtarı - DNA

Yaratıcı gücün bedensel varlığımızı bin bir nakış, yüz binler sanat ve milyarlarca şifre ile yaratmış olduğu artık kimse için bir sır değildir. İnsan bedeni öylesine gizemli ve sırlı bir kitap olarak yazılmıştır ki, bugün o sırların keşfedilebilmesi gibi bir imkan ile karşı karşıya bulunmaktayız. Genlerimizin bu süreçte nasıl ve neyden etkilendiğini bilmek elbette hayatımızı kolaylaştıracaktır. DNA-Değişimin Nurlu Anahtarı programı özgün ve mistik içeriği ile bize bu yolu ve bu yolda yol almanın kodlarını sunmaktadır.

inceleyin
Yaşamın Gizli Mimarı - Bilinçaltı

İnsanın yapması gereken en önemli şey, kendisine bu muhteşem krediyi açan ve ihsanda bulunan Yaradan’ının sistemi nasıl çalışıyor anlamak ve yararlanmak. Zaten dikkatli bir şekilde baktığınızda tarihteki inanılmaz tüm icat, keşif ve buluşların hikayelerinde mucize diye adlandırılan detaylar vardır. İşte bu, bilinçaltının gücünü devreye sokabilmiş insanların yaşamış olduğu kolaylık ya da mazhar oldukları ihsan olarak değerlendirilebilir.

inceleyin
Kuantum Niyet & Kuantum Şifa

İnsan bedensel yolculuk yapan bir ruhtur. Aslı ruh olan insanın aslında tüm problemleri en başta kendisini yanlış tanımasından ve yanlış tanımlamasından kaynaklanmaktadır. Zaten tüm yanlışlar başlangıçlarla ilgilidir. Kendini bir beden olarak gören insanın dış dünya ile tüm bağı ve ilişkisi bedensel bir içerikle sınırlı kalmaya mahkum olmaktadır

inceleyin
DKD Gelişim Programı

Bu program, DKD-Temel eğitimi ile kazanılan farkındalık ve donanımların karakterimizde yerleşik hale gelmesi, neredeyse tüm reflekslerimizin bu farkındalık seviyesiyle oluşması ve en mühimi 7/24 sürekli derin farkındalık halinin devam ederek hep öğrenmek, hep fark etmek ve akış ve kabul dengesini daim tutmamızı sağlamayı hedeflemektedir.

inceleyin
KUANTUM DÜŞÜNCE KUR’AN-TUM YORUM

Newton ile temelleri atılan mekanik fizik kuramı, evreni mekanik ve kütlesel bir sistem olarak algılama esası üzerine dayanıyordu. Ağırlık, kütle, yerçekimi ve optik yasaları keşfeden Newton’un mekanik fizik anlayışı daha sonra hem felsefi olarak yaşamsal bir karşılık hem de teknolojik olarak endüstri devriminin oluşmasıyla karşılık bulmuştur.

inceleyin
Bin ben vardır bende benden içeri

Neden hayatımızın en büyük sorunu “istikrarsızlık”tır. Neden defalarca karar değiştirir ya da aldığımız kararları bir türlü uygulayamayız. Ya da neden bazen kendimizi tanıyamayız. Verdiğimiz sözler neden bazen önemini kaybeder. Hayatımızın en önemli şeyi ya da vazgeçilmezimiz olan kişi/lerden nasıl olur da bir anda vazgeçeriz. Neden bazen en yakınlarımızdan “artık seni tanıyamıyorum” benzeri sözler işitiriz.

inceleyin