Kendi gerçeğini fark edebilmek için, kendin zannettiğin kişiyi terk etmelisin
Enver NUGAY

Makaleler - Enver NUGAY

Hayat ve ölüm dilin gücündedir  (12.07.2011)

Hayatı boyunca bir çok şey söyler insanoğlu. Bunlardan bazıları sürekli tekrar edilen şeyler kabilindendir. Hayatınız boyunca duyduğunuz bir çok sözcük dile getirdiğiniz bir çok sözcük olacaktır. Peki bu söylenen ve işitilen sözcüklerin genellikle nelere ilişkin olduğunu düşünü yor musunuz? Bankacılık yapan bir kimsenin hayatının büyük kısmında sektörü ile ilgili sözcükler dolanacaktır. Bir spor yazarının yaşamındaki sözcükler de yine kendi alanında olacaktır. Meslekleri bir tarafa bıraktığımızda hayatımızın geri kalan kısmında neler oluyor ve ne tür kelimeler konuşuluyor ve işitiliyor dersiniz. İşte hayatımızın kırılma noktası burası aslında. Çünkü hiçbir zaruret sizi konuşacağınız ve/veya duyacağınız sözcükler konusunda baskı altına alamaz. Kısacası bu sözcükler sizin tarafınızdan seçilen ve seçilecek sözcükler olacaktır.

Benim asıl vurgulamak istediğim nokta ise bu sözcük tekrarlarının kendini kanıtlayan kehanet misüllü bir güce ve enerjiye sahip olmasıdır. Neden bir çok insan hayatlarında köklü değişikler yapmak ister de bunu bir türlü yapamazlar. Neden bir çok insan bir türlü hayati hamlede bulunamazlar. Mevcut durumundan ötürü zırlayan bir çok insan olduğu halde bu durumu değiştirecek gücü neden kendilerinde bulamazlar. Kısacası neden aslında bir çoğumuz böylesi kısır ve verimsiz bir durumda bulunmaktayız ve bu gidişata neden “dur” diyemiyoruz.

Aslında bu durumdan kurtulmak isteyen bir çok insan var. Mevcut durumunu yeterli bulmayan kendini başarılı bulmayan o kadar çok insan var ki. Gelin görün ki hayatlarında göz kamaştırıcı bir değişikliği başlatacak o adımı o sihirli adımı bir türlü atamamaktadırlar. Anlatmaya çalıştığım şeyler işte bunlar. Hayatımıza egemen olan mantık bir dil kullanır. Yani hayatını bir dil ile devam ettirir. Bu dil genel olarak birbirine benzeyen sözcüklerden oluşur. Bizim kullandığımız sözcüklerle çevremizde bulunan insanların kullandıkları sözcükler kesinlikle birbirinden çok farklı sözcükler değildir. Kendisi ile dostluk yaptığınız,arkadaşlık yaptığınız,yediğiniz içtiğiniz kim varsa çevrenizde, onlarla beraberken kullandığınız sözcükler ve onların kullandıkları sözcükler arasında kesinlikle bir uçurumdan söz etmek kimsenin haddi değildir.

Burada hiç kimsenin aklına gelmeyen önemli bir oluşum söz konusudur. O da şudur; hayatımız boyunca bizler kendi mantığımızı kendi yaşamsal felsefemizi , inancımızı ve bunun doğal bir sonucu olarak da tüm bunları ifade eden bir dil oluştururuz..

Bu dil, tıpkı bir enerji yada güç merkezi ya da bir cephanelik gibi oluşmaya başlar. Burada akıldan çıkmamamsı gereken bir nokta da şudur; bu oluşan güç merkezi iyi ya da kötü, hayırlı ya da hayırsız bir şekilde gerçekleşebilme serbestisine sahiptir. Kısacası oluşan bu güç merkezi kesinlikle hayırlı bir amaç için oluşacak diye sanılmamalıdır.

Bir çok insan bu merkezi oluştururken yani yaşamımıza egemen olan dili oluştururken kendilerinde bir zafiyete yol açabilecek ya da kendilerini güçsüz kılacak bir hazırlık yaptıklarının da farkında değillerdir. Yani konuştuğumuz dil kullandığımız sözcükler hayatımız boyunca bizi destekleyen ya da bizi köstekleyen gizli bir merkez gibi çalışacaktır.

İnsanoğlu burada şunu gözden kaçırmaktadır.Kullandığımız dil, kullandığımız sözcükler yaşamımızı nasıl etkileyebilir ki? İşte bu tür yaklaşımlar insanoğlunun kullandığı dilin hayatındaki etkisini hayatında ki gücünü görememesinden kaynaklanan kusurlar onların hayatını bir kumpas içine sokmaktadır. Önemli olan bunu fark etmektir. Önemli olan kullanılan bu dilin nasıl bir yaptırım gücüne sahip olduğunu ve nasıl bir enerji alanı yarattığını görmektir. Bunu fark ettikten hemen sonra insanlar bu duruma “dur” diyecekler. Dur dedikten hemen sonra da onları güçsüz kılan o dili ve o dil ile birlikte egemenliğini sürdüren inancı değiştirmek adına önemli adımlar atmak zorunda olacaklarını bileceklerdir. İnsanoğlu kullandığı sözcüklerin havada buharlaşıp kaybolduğunu zannede dursun bu sözlerle oluşan güç merkezi hayatımızı yönetip duracaktır.

Ünlü bir doğulu düşünürün de dediği gibi düşüncelerine dikkat et davranış olur, davranışlarına dikkat et alışkanlık olur, alışkanlıklarına dikkat et karakterin olur, karakterine dikkat et kaderin olur.



Enver Nugay

Etkinlik ve Eğitim Takvimi

Değişimin Nurlu Anahtarı - DNA

Yaratıcı gücün bedensel varlığımızı bin bir nakış, yüz binler sanat ve milyarlarca şifre ile yaratmış olduğu artık kimse için bir sır değildir. İnsan bedeni öylesine gizemli ve sırlı bir kitap olarak yazılmıştır ki, bugün o sırların keşfedilebilmesi gibi bir imkan ile karşı karşıya bulunmaktayız. Genlerimizin bu süreçte nasıl ve neyden etkilendiğini bilmek elbette hayatımızı kolaylaştıracaktır. DNA-Değişimin Nurlu Anahtarı programı özgün ve mistik içeriği ile bize bu yolu ve bu yolda yol almanın kodlarını sunmaktadır.

inceleyin
Yaşamın Gizli Mimarı - Bilinçaltı

İnsanın yapması gereken en önemli şey, kendisine bu muhteşem krediyi açan ve ihsanda bulunan Yaradan’ının sistemi nasıl çalışıyor anlamak ve yararlanmak. Zaten dikkatli bir şekilde baktığınızda tarihteki inanılmaz tüm icat, keşif ve buluşların hikayelerinde mucize diye adlandırılan detaylar vardır. İşte bu, bilinçaltının gücünü devreye sokabilmiş insanların yaşamış olduğu kolaylık ya da mazhar oldukları ihsan olarak değerlendirilebilir.

inceleyin
Kuantum Niyet & Kuantum Şifa

İnsan bedensel yolculuk yapan bir ruhtur. Aslı ruh olan insanın aslında tüm problemleri en başta kendisini yanlış tanımasından ve yanlış tanımlamasından kaynaklanmaktadır. Zaten tüm yanlışlar başlangıçlarla ilgilidir. Kendini bir beden olarak gören insanın dış dünya ile tüm bağı ve ilişkisi bedensel bir içerikle sınırlı kalmaya mahkum olmaktadır

inceleyin
DKD Gelişim Programı

Bu program, DKD-Temel eğitimi ile kazanılan farkındalık ve donanımların karakterimizde yerleşik hale gelmesi, neredeyse tüm reflekslerimizin bu farkındalık seviyesiyle oluşması ve en mühimi 7/24 sürekli derin farkındalık halinin devam ederek hep öğrenmek, hep fark etmek ve akış ve kabul dengesini daim tutmamızı sağlamayı hedeflemektedir.

inceleyin
KUANTUM DÜŞÜNCE KUR’AN-TUM YORUM

Newton ile temelleri atılan mekanik fizik kuramı, evreni mekanik ve kütlesel bir sistem olarak algılama esası üzerine dayanıyordu. Ağırlık, kütle, yerçekimi ve optik yasaları keşfeden Newton’un mekanik fizik anlayışı daha sonra hem felsefi olarak yaşamsal bir karşılık hem de teknolojik olarak endüstri devriminin oluşmasıyla karşılık bulmuştur.

inceleyin
Bin ben vardır bende benden içeri

Neden hayatımızın en büyük sorunu “istikrarsızlık”tır. Neden defalarca karar değiştirir ya da aldığımız kararları bir türlü uygulayamayız. Ya da neden bazen kendimizi tanıyamayız. Verdiğimiz sözler neden bazen önemini kaybeder. Hayatımızın en önemli şeyi ya da vazgeçilmezimiz olan kişi/lerden nasıl olur da bir anda vazgeçeriz. Neden bazen en yakınlarımızdan “artık seni tanıyamıyorum” benzeri sözler işitiriz.

inceleyin